
İbadetler belirli zamanlarda yapılır. Beş vakit namaz günün beş ayrı zamanında yapılıyor. Farz olan bir ibadet de ‘Oruç’tur. Orucun vakti Ramazan ayıdır. Bu ay oruç tutmak farzdır. Ramazan ayının dinimizde çok büyük bir önemi vardır. Bu ay diğer aylardan ayrılmış ve ‘on birin ayın sultanı’ olarak adlandırılmıştır.
Kur’an-ı Kerim, Ramazan ayında indirilmeye başladığı için bu ay, bir anlamda Kur’an ayıdır. Kur’an-ı Kerim’i Peygamber efendimize getiren büyük melek Cebrail, her yıl Ramazan ayında Peygamberimize gelir ve o güne kadar nazil olan Kur’an ayetlerini karşılıklı olarak birbirlerine okurlardı. Ramazan ayında oruç tutmak önemlidir. Çünkü oruç, insanı nefsinin aşırı arzularından ve maddi ihtiraslarından kurtarıp yücelten ve adeta melekleştirir. Ayrıca ramazan gecelerinde cemaatin büyük bir coşku ile kıldığı teravih namazları da sadece bu aya mahsus bir ibadettir. Oruçlunun derin bir huzur ve manevi zevk duyduğu sahur ve iftar sofraları da Ramazan ayına ayrı bir anlam kazandırır. Oruç tutmanın bir başka özelliğine de peygamberimizin şu sözlerinde buluyoruz: “Bir kimse inanarak ve mükafatını umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”
Oruç ve ibadet
Oruç, büyük bir sabır ve fedakarlıkla yerine getirilen bir ibadettir. Bu sabır ve fedakarlık; ancak Allah için yapılır. Oruç ibadetini yerine getirenler, Cennete kendileri için özel olarak ayrılan bir kapıdan gireceklerdir.
İslâm’ın beş temelinden biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç; niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsel ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir. Oruç, hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır.
Oruç nedir, karşılığı ve faydaları nelerdir?
Oruç tutmak suretiyle Allah’ın emrini seve seve yerine getiren mü’minlerin bağışlanacağını, günahlarının affedileceğini müjdeleyen Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Bir kimse inanarak ve mükâfatını umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” Orucun faydaları:
Oruç Kötülüklerden Korur:
Kur’an-ı Kerimde orucun farz kılındığını bildiren ayetin sonundaki “ta ki korunasınız” ifadesi orucun hikmetine dikkatimizi çekmektedir. Allah, her derde bir deva, her hastalığa bir ilaç verdiği gibi kötülüklere karşı da korunma vasıtaları vermiştir.
İşte orucun bir özelliği de bizi kötülüklerden koruyan bir ibadet oluşudur. Nitekim Peygamberimiz orucun bu özelliğini hepimizin kolayca anlayabileceği şekilde güzel bir benzetme ile açıklayarak şöyle buyurmuştur:
“Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisi ile çekişip kavga etmek isteyen kimseye iki defa, “ben oruçluyum” desin.” Oruç Ahlâkımızı Güzelleştirir: Oruç, belirli bir süre basit bir aç kalma olayı değildir. Onu sadece bu yönüyle değerlendirmek son derece yanlış olur. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ahlâk eğitimidir.
Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor:
“Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez.” Oruç İnsanı Sağlıklı Yapar : Orucun, ruh ve beden üzerinde olumlu etkileri ve vücut sağlığı bakımından faydalı sonuçları tıbben de kanıtlanmış bir gerçektir. Pek çok hikmetleri olan oruç emrinin bu yönüne de Peygamber efendimiz dikkatimizi çekerek şöyle buyurmuştur: “Oruç tutunuz ki sağlıklı olasınız.”
Oruç Nimetlerin Kıymetini Öğretir:
Nimet elde iken değeri gereği gibi bilinemez. İnsan sahip olduğu nimetlerin değerini ancak bunlar elden çıktıktan sonra anlayabilir. Fakat iş işten geçtiği için artık bunun yararı olmaz.
Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan kimse bunların değerini daha iyi anlar. Sahip olduğu nimetlerden bir süre uzak kalmak insana, onları daha iyi korumasını, israf etmemesini ve nimetleri kendisine veren Allah’a daha çok şükretmesini öğretir. Nimetlere şükür ise onların çoğalmasına vesile olur.
Allahu Tealâ şöyle buyuruyor:
“Andolsun, şükrederseniz elbette (nimetimi) artırırım.” Oruçlu Sabırlı Olmayı Öğrenir : Sabır, başarıya ulaşmanın en önemli şartlarından biridir. Sahip olduğu helâl şeylere oruçlu olduğu için el sürmeyen kimse; iradesine hakim olmuş, nefsini zorluklara alıştırarak terbiye etmiş ve üstün bir meziyet kazanmış olur.
Orucun askerlik ve yurt savunması bakımından da ayrı bir önemi vardır. Savaş zamanlarında cephedeki asker, yiyecek ve içecek bulamadığı zaman açlığa ve susuzluğa katlanmak zorunda kalabilir. oruç tutmaya alışmış olanlar, böyle zorluklara daha kolay dayanırlar.
Orucun Sosyal Faydaları :
Orucun fert bakımından pek çok faydaları yanında toplumun huzuruna da sağladığı çok önemli faydaları vardır.
Oruç, insanın şefkat ve merhamet duygularını geliştirerek bunun topluma sevgi ve yardım şeklinde yansımasını sağlar. Hayatında açlık nedir bilmeyen bir insan yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı gereği gibi anlayabilir mi? “Bir eli yağda, bir eli balda” olan varlıklı bir kimse yoksulların çektiği ızdırabı yüreğinde duyabilir mi?
Elbetteki, gereği gibi duyamaz. Fakat oruç tutan kimse açlığın ne demek olduğunu bizzat tatmış olduğundan yokluk içinde kıvranan fakirlerin, kimsesizlerin çektikleri sıkıntıları içinde duyarak şefkat ve acıma duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.
Makbul olan oruç
Oruç, belirli bir süre sadece yemeyi, içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda her türlü kötülükten de uzaklaşmıştır
Helâl olan yiyecek ve içeceklerden uzak durduğumuz gibi;
- Dilimiz, yalandan,
- Ellerimiz, haram işlerden,
- Midemiz, haram lokmadan,
- Gözlerimiz, harama bakmaktan,
- Kulaklarımız, yalan ve dedikodu dinlemekten,
- Ayaklarımız kötü işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak,
oruçtan nasibini almalı ve ömür boyu böyle devam etmelidir.
Orucun vakti ve orucu kimler tutar?
Farz olan orucun vakti, Ramazan ayının günleridir. Oruç ay takvimine göre tutulur. Bilindiği gibi kameri aylar güneş takvimindeki aylara göre on gün önce gelir.
Böylece Ramazan orucuna her yıl on gün erken başlandığından Ramazan ayı yaklaşık 33 yılda sıra ile yılın bütün mevsimlerini dolaşmış ve oruç tutacağımız zamanlar da değişmiş olur. Bu durum, Müslüman’ın değişik mevsimlerde oruç tutmasını ve dolayısıyla her mevsimin zorluklarına kendini alıştırmasını ve yoksulların çeşitli mevsim şartlarında çektikleri sıkıntıları anlamasını sağlar.
Bilindiği gibi dünya üzerinde bölgeler arasında önemli farklar vardır. Meselâ; Kuzey yarım kürede kış iken güney yarım kürede yaz hüküm sürmektedir.
Eğer oruç, güneş takvimine göre belirli bir mevsimde tutulsaydı, bazı bölgelerdeki Müslümanlar ömür boyu soğuk mevsimde oruç tutarken bazıları daima sıcak günlerde tutacak, aynı şekilde müslümanların bir kısmı daima uzun günlerde oruç tutarken, bir kısmı da kısa günlerde tutmuş olacaktı.
Böylece bazı Müslümanlar orucu her zaman kolaylıkla tuttuğu halde bazıları da daima güçlük içinde tutmak zorunda kalacaktı.
Orucun, yılın bütün mevsimlerini sıra ile dolaşan kameri bir ayda (Ramazan’da) tutulması ile bu sakıncalar ortadan kalkmıştır.
Orucu kimler tutar?
Bir kimseye orucun farz olması için kendisinde şu üç şartın bulunması gerekir:
1. Müslüman olmak.
2. Akıllı olmak.
3. Erginlik çağına gelmiş bulunmak. Bu şartları taşımayanlara oruç tutmak farz değildir. Ancak erginlik çağına gelmeyen çocukları, bünyelerine zarar vermeyecek şekilde oruç tutmaya alıştırmak uygun olur.
Orucun önemli bir şartı da niyettir. Niyetsiz oruç sahih değildir. Bu sebeple; niyetin ne zaman ve nasıl yapılacağının bilinmesi gerekir.
Oruca ne zaman ve nasıl niyet edilir?
Niyet zamanı itibariyle oruçlar ikiye ayrılır:
1- Akşamdan itibaren gündüz kuşluk vaktine kadar niyet edilebilen oruçlar;
Bunlar, Ramazan ayında tutulan, belirli günlerde tutulması adanan oruçlar ile nafile olarak tutulan oruçlardır. Bu oruçlara geceleyin imsak vaktinden önce niyet edilebileceği gibi gündüz kuşluk vaktine kadar da niyet edilebilir, gece niyet etmek daha faziletlidir. Gündüz oruca niyetin caiz olması, imsaktan sonra bir şey yemeyip içmemeye ve orucu bozan bir iş yapmamaya bağlıdır. Eğer oruca aykırı bir şey yapılmış ise gündüz niyet caiz olmaz.
2- İmsak vaktinden önce geceleyin niyet edilmesi gereken oruçlar:
Bunlar da; Ramazanda tutulamayıp başka zamanda kaza edilen Ramazan orucu ile her çeşit keffaret oruçları, başlanıp ta bozulan nafile oruçların kazası ve mutlak olarak adanan (zamanı belirlenmeyen) oruçlardır.
Bu oruçlar için belirlenen bir vakit olmadığından bunlar için imsaktan önce geceleyin niyet etmek lâzımdır. Bu oruçlara tan yeri ağardıktan yani imsak vakti geçtikten sonra niyet edilmez. Ramazan orucuna akşamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Şöyle ki; normal olarak oruca sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile, kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın.
Sahura kalkmak istemeyen bir kimse akşamdan sonra yarının orucuna niyet edebilir, geceleyin kalkıp tekrar niyet etmesi gerekmez.
Niyet esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarın oruç tutacağını kalbinden geçiren kimse niyet etmiş demektir. Oruç tutmak düşüncesi ile sahur yemeğine kalkan kimseninbu düşüncesi de niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapılan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dili ile: “Niyet ettim Ramazan-ı şerifin yarınki orucuna” diye söylemelidir. Her günün orucuna ayrı niyet etmek lâzımdır.
“Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.”
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.”
Teravih namazı Ramazan gecelerine mahsus bir namazdır. Orucun değil Ramazan’ın sünnetidir. Hastalık, yolculuk gibi mazeretleri sebebiyle oruç tutmayanların da teravih namazını kılmaları sünnettir. Hem erkekler, hem de kadınlar için sünnet-i müekkededir. Cemaatle kılınması sünnet-i kifâyedir ve sevabı çoktur. Evde de, tek başına veya cemaatle kılınabilir.
Ramazan’da teravih namazında Kur’an-ı Kerim’i hatmetmek, yani hatimle teravih namazı kılmak da sünnettir.
Peygamber Efendimiz: “Cemaatle kılınan namazın faziletinin tek başına kılınan namazdan yirmiyedi kat fazla olduğunu” bildirmiştir.
Teravih namazını evde cemaatle kılanlar cemaatin sevabını kazanırlar, ancak camideki cemaatın faziletini elde edemezler.
Orucu Bozan Haller
Orucu bozan haller: hem kazayı ve hem de keffareti gerektiren haller, yalnız kazayı gerektiren haller olmak üzere iki kısma ayrılır.
Hem Kazayı Hem De Keffareti Gerektiren Haller:
Aşağıdaki durumlar keffaretin icap etmesi için gereklidir:
- Hastalık veya yolculuk gibi oruç bozmayı mubah kılan bir özrün olmamış olması.
- Orucu kendi isteği ile hiç bir kimsenin zorlaması olmaksızın bozmak,
- Orucu kasten bozmak, cinsel ilişkide bulunmak.
- Sigara içmek, uyuşturucu maddeleri kullanmak.
- Dışarıdan buğday yahut susam tanesi yutmak.
- İlaç olarak kullanılan çamuru yemek.
- Az miktarda tuz yemek.
- Gıybet ettikten sonra orucum bozuldu diye, kasden yemek.
- Kan aldırdıktan sonra ‘orucum bozuldu’ diye yemek, içmek.
Yalnız Kazayı Gerektiren Haller:
Yalnız kazayı gerektiren halleri şu genel kaidelerle tesbit etmemiz mümkündür.
- Çiğ pirinç yemek.
- Sade un yemek.
- Sade yoğurulmuş hamur yemek.
- Çakıl taşı, demir, altın, gümüş gibi maddeleri yutmak.
- Pamuk ve kağıt gibi yenmesi adet olmayan maddeleri yutmak.
- Kulağa yağ damlatmak.
- Ağıza giren kar veya yağmur damlalarını istemeyerek yutmak.
- Oruçlu olduğunu bildiği halde zorla ağız dolusu kusmak.
- Ağız dolusu gelen veya getirilen kusmuğu bile bile tekrar yutmak.
- Dişleri arasında kalmış nohut tanesi kadar yemek kalıntılarını yemek.
- Uyuyan oruçlunun ağzına başkası tarafından orucu bozan herhangi bir maddenin akıtılması ve oruçlunun bunu yutması.
- Şer’i bir şüphe üzerine kasden orucu bozmak, yani unutarak yedikten sonra ‘oruç bozuldu’ zanniyle yemek.
-
Gündüzün (fecrin doğuşundan kaba kuşluğa kadar geçen zaman içinde) niyet edilen orucu bozmak.- Geceden niyet etmiş ve niyetini bozmamış yolcu, gittiği yerde ikamete niyet edip, daha sonra orucunu bozduğu takdirde yalnız kaza orucu tutması gerekir.
- Oruca niyet etmişken yolculuğa çıkan kimsenin orucunu bozması.
- Fecr-i Sadık doğmuş olduğu halde, henüz doğmadığı zanniyle yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak.
- Güneş henüz batmamışken battı zanniyle iftar etmek.
- Gargara yaparken yanlışlıkla mideye su veya ilaç kaçırmak.
Kur’an Güneşinin Doğduğu Kutlu Bir Gece :
Kadir gecesi. Hakk’ın en şa’şaalı nûru tecelli etti.
Doğdu Kur’an güneşi, leyle-i fetret bitti.
Ramazan ayının 27. gecesi “Kadir Gecesi”dir. İnsanlara dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren, beşeriyyeti karanlıklardan çıkarıp aydınlığa kavuşturan dinimizin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim Ramazan ayında, Kadir gecesinde inmiştir.
Bu gece, çok şerefli ve müstesna bir gece olduğundan müstakil bir sûre ile şerefi yükseltilmiş, Kur’an-ı Kerimin 97. sûresi buna tahsis edilmiştir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
1. “Doğrusu, Biz, onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.
2. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin?
3. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.
5. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”
Bu kutsal gecede;
- Şerefli bir kitap (Kur’an-ı Kerim)
- Şerefli bir melek aracılığıyla, (Cebrail)
- Şerefli bir ümmetin,
- Şerefli peygamberine (Hz. Muhammed a.s) nazil oldu.
Kadir gecesi;
- Kur’an-ı Kerim’in bu gecede inmesi,
- Bu gecenin bin aydan (83 sene, 4 ay) daha hayırlı olması,
- Allah’ın ezelde takdir ettiği şeylerden bir yıllık olayların ana kitaptan alınarak görevli meleklere bildirildiği gece olması, sebebiyle üstün bir değer taşımaktadır.
Cebrail (a.s.)’in diğer meleklerle bu gece yeryüzüne inerek Allah’a ibadet eden kulları selâmlamaları ve bu gecenin tan yeri ağarana kadar selâm ve esenlik olması da ilâhî rahmetin çok güzel bir tecellisidir.
Bin aydan daha hayırlı olduğu açıkça bildirilen bu gece bizim için Allah’ın büyük bir lütfudur. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Kim ki faziletine inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.”
Peygamberimiz, Ramazan’ın son on gününde, her zamankinden daha fazla ibadet eder, aile fertlerini de ibadet için uyandırırdı.
Hiç şüphesiz Kadir gecesine yetişmek mü’minler için büyük bir mutluluk olduğu gibi, en iyi şekilde değerlendirilmesi gereken bir fırsattır.
Bu geceyi, namaz kılmak, Kur’an okumak, dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak suretiyle ihya etmeliyiz. Namaz borcu olanların hiç olmazsa bir gün bir gecelik kaza namazı kılmaları, böyle bir borcu olmayanların ise nafile namaz kılmaları uygun olur..
Fitre (Fıtır Sadakası) : Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından başka nisap miktarı malı veya onun değerinde parası olan müslümanın fıtır sadakası vermesi vaciptir.
Buna kısaca “fitre” denir. Fıtır sadakasının vacip olması için, zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi ve artıcı nitelikte olması şart değildir.
Fitre, Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadakadır. Bayramdan önce verilmesi iyidir. Bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Dinî ölçülere göre zengin olan kimsenin, hem kendisinin hem de erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir. Fakir olan çocuğun babası ölmüş veya fakir ise babasının babası, torununun fitresini verir.
Bir kimse karısının ve büyük çocuklarının fitresini vermekle mükellef değildir. Bunlar zengin iseler fitrelerini kendilerinin vermesi lâzımdır.
Karısının ve aile içindeki büyük çocuklarının fitrelerini onların izni olmadan verebilir. Aile içinde olmayan büyük çocukların fitrelerini ise onların izni ile verebilir. Bir kimse babasının ve anasının fitrelerini vermekle yükümlü değildir.
Hac Nedir ?
Hac, İslâm’ın beş esasından birisidir. Hem malî hem de bedenî bir ibadettir. Hac, kelime olarak, “yönelmek, kasdetmek, bir kimseyi ya da bir yeri çokça ziyaret etmek” anlamlarına gelir. Dini bir terim olarak Hac, “Belirli bir zamanda usulüne uygun olarak ihrama girdikten sonra Arafat’ta vakfe yapmak, Kâbe’yi tavaf ederek ziyaret etmek ve diğer bazı dini görevleri yerine getirmek” suretiyle yapılan ibadeti ifade eder. Bu ibadeti yerine getirene hacı denir. Hac, hicretin IX. yılında farz kılınmıştır. Haccın farz olduğu hükmü, Kur’an ve Sünnette bildirilmiştir.
Hac Kimlere Farzdır ?
Erkek olsun, kadın olsun şartlarını taşıyan her müslümana, ömründe bir defa haccetmek farzdır. Üzerine farz olduğu halde bir takım gerekçelerle bu önemli ibadeti yerine getirmeyip ileri yaşlara ertelemek dinen uygun değildir. Bu şekilde haccını erteleyip daha sonra bizzat hac yapamayacak duruma düşen kimse, yerine bedel (vekil) göndermek zorunda kalır. Bir kimsenin hac ibadetiyle yükümlü sayılması için; müslüman, akıllı, erginlik çağına ulaşmış, hür, hac için yeterli malî imkâna sahip ve bu ibadeti yerine getirecek vakte erişmiş olması şarttır. Bu şartlardan birini taşımayan kimseye hac farz olmaz. Kendisine hac farz olan kimsenin, haccını bizzat eda etmekle yükümlü sayılması için de, sağlıklı olması, tutukluluk veya yurtdışına çıkma yasağı gibi bir engelinin bulunmaması ve yolun güvenli olması şarttır. Hac yolculuğuna katlanamayacak, ya da fiilen haccedemeyecek derecede hasta olanlar ile, yaşlılar, tutuklular, yurtdışına çıkışları yasaklanmış olanlar ve iddet beklemekte olan kadınlar, hac kendilerine farz olsa bile, eda ile yükümlü değildirler. Bu durumda olanlar şartları oluştuğu takdirde bizzat haccederler.
Haccın Fazileti
Dünya ve ahiret hayatı açısından önemli bir dönüm noktası olan hac, samimi ve ihlâslı bir şekilde yerine getirildiği zaman, müslümanı günahlarından arındırır, onun Allah katındaki derecesini yükseltir, cenneti kazanmasına vesile olur ve kişiyi ahlâken olgunlaştırır. Gücü yetenlerin farz olarak ömürlerinde bir defa yapacakları bu ibadetin fazileti gerçekten büyüktür.
Umre Nedir ?
Umre, belirli bir vakte bağlı olmaksızın usulüne göre ihrama girdikten sonra, tavaf ederek Kâbe’yi ziyaret etmek ve diğer bazı dini görevleri yerine getirmek suretiyle yapılan ibadettir. Hacca “Hacc-ı Ekber” (büyük hac) , umreye de “Hacc-ı Asgar” (küçük hac) denir.
Hacca Hazırlık
Hacca ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmak gerekir. Ruhi hazırlıkların başında ihlâslı olmak gelir. Çünkü ihlâs amellerin özüdür. Allah’ın rızası ihlâs ile kazanılır. İhlâssız olarak yapılacak bir hac, her ne kadar kişiyi hac yükümlülüğünden kurtarsa da, kendisinden beklenen yararları sağlayamaz. Hacca gitmeye karar veren müslüman, kesinlikle gösterişten, hac ibadeti vasıtasıyla bir takım kimselerin yanında itibar kazanma ya da övülme gibi kaygılardan uzak kalmalıdır. Bütün varlığı ile Allah’ın rızasını kazanmaya yönelmelidir. Hacı adayı, yaşantısındaki İslâm’a aykırı unsurlardan kurtulmaya ve bunlara hayatında asla yer vermemeye içtenlikle azmetmelidir. Çünkü insanı, annesinden doğduğu günkü gibi günahlardan arındıran bir ibadetle haramlardan sıyrılamayan bir müslümanın başka türlü bunlardan kurtulması çok zordur. Bu itibarla hacı adayı, yaşamına çeki düzen vermeli, İslâm’a aykırı unsurlardan arınma gayreti içine girmelidir.
Hacı adayı, yola çıkmadan önce akraba, komşu, eş ve dostlarını ziyaret etmelidir. Üzerinde hakkı olanlar varsa mutlaka onların haklarını ödemeli, küs olanlarla barışmalıdır. Kısaca kutsal topraklarda düşüncesini olumsuz yönde meşgul ve iç dünyasını rahatsız edecek durumlardan sıyrılmalıdır. Hac yapmaya karar veren müslüman, bir taraftan böyle iç dünyasında hacca hazırlanırken diğer taraftan, bu önemli ibadeti eksiksiz yapabilmek için hacla ilgili gerekli bilgileri öğrenmeye gayret etmelidir. Müftülüklerce düzenlenen hac, sağlık ve yolculukla ilgili her türlü bilgilerin verildiği Hacı Adayları Eğitim Seminerlerine mutlaka katılmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığınca verilmekte olan malzemelerin yanında, ihram, terlik, havlu ve iç çamaşır, gibi ihtiyaçları da temin etmelidir. Hac süresi boyunca yeme içme ihtiyaçlarını karşılamak üzere yeteri kadar döviz satın almalıdır. Bazı hacı adayları gereksiz yere fazla miktarda ve çoğu zaman iklim şartlarına dayanamayacak ve çabuk bozulacak gıda maddeleri götürmektedir. Bu da, gümrük kontrollerinde ve intikallerde sıkıntılara neden olmaktadır. Böyle bir şeye hiç gerek yoktur. Çünkü Mekke ve Medine’de istenilen her türlü gıda ve ihtiyaç maddesi bulunmaktadır.
Hac Yolculuğu
Bilindiği gibi hac yolculuğu hava yoluyla yapılmaktadır. Uçuş programları, hacılarımızın bir kısmı önce Medine, bir kısmı da Mekke’ye gidecek şekilde planlanır. Uçuşlar ülkemizin çeşitli noktalarından gerçekleştirilir. Hacılarımızı taşıyan uçaklar çoğunlukla Cidde Havalimanına iner. Medine Havalimanına inen uçaklar da vardır. Ancak bunlar az sayıda ve Suud Hava Yollarına ait uçaklardır. Hac yolculuğu uzun ve kendine özgü zorlukları olan bir yolculuktur. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca, hac farizasını yerine getirmek üzere Suudi Arabistan’a gidecek hacılarımızın bu yolculuklarını her çeşit çıkardan uzak, sağlık ve güvenlik şartları içinde yapmalarını sağlamak için, her türlü tedbirler alınmaktadır. Ancak seyahat esnasında sıkıntılarla karşılaşmamaları için hacı adaylarımızın dikkat etmesi gereken hususlar vardır. Her hacı adayının bunlara uyması önem arz etmektedir. Hacı adayının yolculuğa başlarken dikkate alması gereken hususlar şöyle sıralanabilir: Hacı adayı, her şeyden önce hac yolculuğunun, ticari ya da turistik bir seyahat değil, bir ibadet yolculuğu olduğunu, bu yolda atılan her adımın, çekilen her sıkıntının, bir taraftan kendisine sevap kazandırırken diğer taraftan günahlarını eriteceğini hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır. Bütün varlığıyla bu kutsal yolculuğu en iyi şekilde değerlendirmeye yoğunlaşmalıdır. Kafileye katıldıktan sonra kafile başkanı ve din görevlilerinin talimat ve uyarıları doğrultusunda hareket edilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca giyilmesi ön görülen kıyafetler giyilmeli, doğru olarak doldurulmuş olan sağlık künyesi ile Hacı Kimlik Kartı boyuna takılı olmalıdır. Bunların hac sezonu boyunca da devamlı olarak takılı kalması gerekmektedir. Sürekli ilaç kullananlar, beraberlerinde götürmek zorunda oldukları ilaçlar için rapor almalı ve bu rapor yanlarında bulunmalıdır. Menenjit aşısı yapıldığına dair aşı kartlarının da yine hacı adayının üzerinde olması gerekir. Eşyaların üzerine kime ait olduğunu gösteren etiket yapıştırılmalıdır. Eşyalar otobüse verilirken ya da otobüsten indirilirken herkes kendisine ait olan eşyayı vermeli veya indirmelidir. Havalimanlarında görevli Başkanlık personelinin uyarı ve talimatları dikkate alınmalıdır. Bagajlar bizzat sahipleri tarafından ilgililere teslim edilmeli ve alınacak bagaj fişleri korunmalıdır. İçinde ne olduğu bilinmeyen başkasına ait bir eşya Suudi Arabistan’a götürülmek üzere kabul edilmemelidir. Uçağa binerken, Cidde ya da Medine Havalimanlarında giriş işlemleri yapılırken pasaportun hacı adayının elinde olması gerekir. Bu durumda hacı adayı pasaportunu itina ile muhafaza etmeli, onu istendiğinde kolayca çıkarabilmesi için kendisine verilen pasaport çantasına koymalıdır. Aynı durum ülkeye dönerken de söz konusudur. Gümrük kontrollerinde, başkalarına ait eşyalar sahiplenilmemelidir. Kısaca, bir ibadet seyahati olan hac yolculuğunun kendine has sıkıntıları vardır.
Haccın Eda Şekilleri
Hac, hac ayları denilen zaman dilimi içinde yapılan bir ibadettir. Hac ayları Hicrî takvime göre Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Hac, bu aylar içinde umresiz de yapılabilir, umre ile birlikte de yapılabilir. Haccın umresiz ya da umre ile birlikte yapılmasına haccın eda şekilleri denir. Haccın eda şekli üçtür:
1. İfrad haccı
2. Temettu haccı
3. Kıran haccı
Umre Vizesi İçin Gerekli Evraklar
1.Yıllık pasaport
2.Nüfus cüzdan fotokopisi
3.(4) Adet fotograf arka fon beyaz olacak
4.Eşleri ile gidecek olanlar evlilik cüzdanı fotokopisi ve nüfus müd. vukuatlı nüfus örneği
5. 45 Yaş altındaki tek gidecek bayanların yanlarında 1. dereceden olmak şartı ile ve yine 1. dereceden Akrabaları tarafından verilecek muafakatname ve Taahhütname noterden tasdikli ve vukuatlı Nüfus örneği, kişinin kendiside umreye beraberinde gitmesi gerekmektedir.
6.Menenjit aşısı yapıldığını gösteren belge ( İl Sağlık Kuruluşlarından veya Özel Kliniklerden)
yorumlarınız