SÖZÜN ÖZÜ

28 05 2007

* ÖFKELER GİZLENSEDE “NEYSE”LER GİZLENMEZMİŞ. ACILAR YAŞANIR AMA HİÇ ÖZLENMEZMİŞ. ZAMAN DENEN TÜNELİN HATIRA RAFLARINDA SADECE “ÖZEL” İNSANLAR ESKİMEZMİŞ.

*SEVDİKLERİNE MESAJ GÖNDERMEK, SEN YERİNDE OTURURKEN, KALBİNİN YOLCULUĞA ÇIKMASI DEMEKTİR. EĞER ŞUAN BU MESAJIMI OKUYORSAN BENİM KALBİM GİDECEĞİ YERE VARMIŞ DEMEKTİR.

*NE KADAR YAŞARSAN YAŞA, SEVDAN KADARDIR ÖMRÜN. GÜLEBİLDİĞİN KADAR MUTLUSUNDUR. BİLKİ AĞLADIĞIN KADAR GÜLECEKSİN VE UNUTMAKİ SEVDİĞİN KADAR SEVİLECEKSİN.

*HAYATIN ÖNÜNÜZE ÇIKARDIĞI HER ENGELDEN VAZGEÇERSENİZ, ASLA İLERLEYEMEZSİNİZ. HAYATTA KALMAK RUHSAL BİR GÜÇ GEREKTİRİR VE ENGELLER ANCAK BU GÜÇLE AŞILIR.

*TEBESSÜM EDİPTE KAÇMA SEVENLER BÖYLE YAPMAZ BU DÜNYA FANİ BİR DÜNYA ETTİĞİN YANINA KALMAZ. GELDİĞİNDE BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL, GİTTİĞİNDE YERİ DOLDURULAMAYAN OL.

*SABIR SUSKUNLUK DEĞİL, UNUTULMAYAN FERYATTIR. SEVGİDE ZORLUKLAR, SAYGIDA MECBURİYET VARDIR. SEVMEK BİR ŞEYDİR AMA SEVİLDİĞİNİ BİLMEK ÇOK ŞEYDİR. GÜLMEK İÇİN MUTLU OLMAYI BEKLEME, BELKİDE MUTLULUK GÜLÜŞÜNDE GİZLİDİR.

*ZAMAN GERİ ALINMAZ BELKİ AMA ZAMANIN GETİRDİKLERİ İNSANI BOĞUYOR VE YANLIŞSA BUNUDA YAŞAMAK ZORUNDA DEĞİL. KEŞKELERİ ÇOĞALTMAK YERİNE HAYALLERİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK GEREKİR.

*HER YENİ BİR GÜNE SANKİ YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ, HERŞEYİ İLK KEZ YAŞIYORMUŞ HEYECANIYLA BAŞLAYABİLMELİ; GERİDE KALAN HER GÜNE İSE, HATALARIMIZDAN DERS ÇIKARTIP, TEKRARINI YAPMAMAK ADINA TEDBİR AMAÇLI BAKILABİLMELİ. BENCE HAYATIN SIRRI BU.

*MUTLULUĞUN SIRRI NE? BU KONUDA BİLİM ADAMLARI ŞÖYLE DİYOR: “MUTLULUK, PSİKOLOJİK BİR ETKEN OLDUĞU KADAR, HORMONLARLADA İLGİLİDİR. İNSAN EĞER MUTLULUK HORMONU SAĞLAYABİLİYORSA, HER ŞEKİLDE MUTLU OLABİLİR.”

*KİŞİLİK RUHTA GİZLİDİR, BEDENDE DEĞİL. BEDEN NE KADAR DEĞİŞİME UĞRARSA UĞRARSIN BU KİŞİNİN ÖZÜNÜ DEĞİŞTİRMEZ. CİDDİYET, SAMİMİYET, DÜRÜSTLÜKTEKİ DOĞRULUK DEĞER ARTIRIR.

*BEDEN RUHUN ELBİSESİDİR. TIPKI EV MİSALİ. GÖZLER İSE PENCEREDİR. RUH BU ALEMİ PENCEREDEN İZLER. SİZCE ÖNEMLİ OLAN ELBİSE Mİ? ELBİSEYİ GİYENMİDİR?

*HERKES DÜŞLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜ KADAR ÖZGÜRDÜR. HERKES KALBİNİN TEMİZLİĞİ KADAR MASUMDUR. HERKES MASUMLUĞU KADAR SEVİLİR VE HERKES HAKETTİĞİNİ YAŞAR.

*AŞKIN SÜREKLİ OLMADIĞI KESİN. KESİN, AMA AŞKIN ASLINDA NE OLDUĞUNUDA KİMSE TARİF EDEMİYOR. ŞİDDETLİ DUYGUSALLIK, BEDENSEL İLGİ VE NEREDEYSE HASTALIKLI BİR TUTKUYLA BİRBİRİNE BAĞLANAN İKİ İNSANIN BU FIRTINADA YIPRANIP YARALANMASIDA KAÇINILMAZDIR.

*ŞU CEP TELEFONU ÇIKTI ÇIKALI HAYATIMIZ KÜÇÜCÜK EKRANA SIĞAR OLDU NEREDEYSE. HERŞEYİMİZİ CEBİMİZE KOYDUK AMA DUYGULARDAKİ SAMİMİYET, DÜŞÜNCELERDEKİ İÇTENLİK, İNSANLARA OLAN GÜVEN HATTA DÜRÜSTLÜK, CİDDİYET KAYBOLDU. NE GARİP DİMİ? PERDE ARKASINDA KALAN SANAL ORTAMIN MALI OLDUK. HAYALETLERE DÖNÜŞTÜK ADETA…

*CİDDİYET+ SAMİMİYET+ DÜRÜSTLÜK+ SAYGI+ ANLAYIŞ+ FEDAKARLIK+ PAYLAŞIM+ SADAKAT+ İLGİ+ HOŞGÖRÜ+ ÖZVERİ+ EMEK+ DÜŞÜNCE+ TUTKU+ HEYECAN+ İSTEK+ SEMPATİ+ İÇTENLİK+ İNANÇ= GERÇEK SEVGİ

*HADİ AL BENİ KOY; RUHUNUN DERİNLİKLERİNE, KALBİNİN İÇİNE, AKLININ HER HÜCRESİNE, GÖZLERİNİN MERCEĞİNE, TENİNİN HASSASİYETİNE, BEDENİN İNCELİKLERİNE, TUTKUNUN ATEŞİNE, DUYGULARININ İÇTENLİĞİNE, DÜŞÜNCELERİNİN HİSSİNE, RÜYALARININ GÖRSELLİĞİNE, SEVGİNİN GÜZELLİĞİNE, GÜZELLİĞİNİN ZERAFETİNE…

*AŞKLARIN EN GÜZELİ BİRBİRİMİZDEN BİRER İNSAN ÇIKARTIP, HERGÜN ÜZERİNE BİRŞEYLER KATIP TUTKUYLA AKIP GİTMEKTİR VE BİRİKTİRMEKTİR SEVGİYİ TAŞIMAKTIR, YÜCELTMEKTİR BİRBİRİMİZE.

*SEVGİ KALBİNLE BEYNİN ARASINDA KURDUĞUN DENGEDEDİR. İKİSİ BİRBİRİNİ ONAYLAYIP AYNI NOKTAYI GÖSTERİYORSA O SEVGİDİR. DİL YARDIM EDER DUALAR SÖZCÜKLER SÜSLER SEVGİYİ.





GÜNDEM (SİYASET VE FUTBOL)

21 05 2007

SİYASET VE FUTBOL

Bu aralar gündemimizi en çok meşgul eden iki olgu var siyaset ve futbol. Bu ikisi hakkında çok şey yazıldı çizildi ama şu aşamaya kadar net olumlu bir gelişme elde edilebilmiş değil henüz. şimdi bu olgulara bir göz atalım.

SİYASET

Kamuoyunda en fazla ilgiyi çeken ve reyinglerden hiç düşmeyen bir yapıdır siyaset. Son bir ay içerisinde meydanlar dolup taştı ve heryer rengarenk, özelliklede kırmızı beyaza boyandı. Türk milleti olarak çok belirgin biçimde siyasete yön verme adına büyük bir rol üstlenmiş durumdayız. Fakat dikkatinizi çektimi bilmiyorum ama ciddi bir ayrılık gözlemledim. Cumhuriyet mitinglerinde halkımız laik, demokrat, cumhuriyet ilkelerine bağlılık isterken ve sağ, sol birleşmesini isterken, diğer yanda özellikle açılış mitinglerinde ise islamcı olarak adlandırılan parti grubunundaki meydanlarındada azımsanamayacak bir çoğunluk göze çarpmaktadır. Özellikle cumhuriyet mitinglerinin batı kesimlerinde yapılması, açılış mitinglerinin ise doğu bölgelerinde yapılması ve her iki tarafın insan topluluklarının göz önünde bulundurulması esas alındığında ciddi anlamda bir cumhuriyetçi, islamcı ayrımı dikkatlerden kaçmıyor. Ama şu bir gerçekki biz Türk halkı olarak “ne cumhuriyet ilkelerinden, nede dinimizden vazgeçeriz”. Aslında hepimizin beklentisi bu iki vazgeçilmez olguyu terazide eşit ağırlıkta tutabilecek bir lider temennisidir. Temmuzdaki seçimlerde ise sandıktan bu doğrultuda bir hükümet çıkacağına inanıyorum.

FUTBOL

Nihayet bir sezonu daha bitiriyoruz. iyisi, kötüsü, sevinç ve hüznüyle. Bu sezonuda avrupa hayal kırıklıklarıyla kendi kendimize çekişerek geçirdik. Her yıl olduğu gibi fair play beklentilerimizde boşa çıktı. Üstelik dahada dibe vurarak. Şiddet, kin, nefret duyguları daha bir alevliydi bu sene. Oysa spor sevgi, barış ve kardeşlik değilmiydi? öncelikle kulüp yöneticileri, milyonlarca taraftar kitlesine sahip olduklarını unutup ağızlarına gelen her şeyi söylediler ve milyonları tahrik ettiler. medyada bu söylemleri günlerce manşette tutarak ortamı iyice gerdi. Daha yapıcı olması gereken medya reyting ve tiraj uğruna uzlazmacı kimliğini kullanmadı ve tahrik unsurlarını gündeme taşıyarak en büyük vebali üstlenmiştir bence. Sonra taraftarlar, milyonlar bir ağızdan çıkan söze yenildiler. Kendi öz kişiliklerini bırakıp tahrik oldular. Oysa çoğunluk neyi isterse o olur bilnciyle hareket edip, sağduyulu davranabilirlerdi ve şiddetin bu kadar kahramanları, tanıkları olmazdı. Futbolcular, onlar yeşil sahaların dışında birer arkadaş, milli takım altında birlik ve beraberlikle mücadele eden kahramanlar. Sahaya kardeşliği yansıtacak en önemli piyon taşları. Ama zaman zaman görüyoruz ki yönetici, medya, taraftar üçgeninin mağduru olmuş meslektaşına her türlü çirkinliği yapan, perde arkasında dönen dolapları yeşil sahalarda skor bazında resmiyete döken futbolcular. Ve daha bir sürü… Hakemler ile futbol federasyonu hakkındaki yorumlarıda size bırakıyorum artık.

Peki ne yapılabilir. Tıpkı siyasette olduğu gibi, cumhuriyet mitinglerindeki gibi halk olarak meydanlara inelim. hep birlikte omuz omuza fenerlisi, g.saraylısı, beşiktaşlısı, trabzonlusu, ankaralısı, bursalısı g.b. bayraklarımızı alıp beraberce dalgalandıralım, birlikte yürüyelim. Talımların sadece kulüp yöneticilerinden ibaret olmadığını gösterelim.

Saha kenarındaki reklam panolarının hemen yanlarına engelli vatandaşlarımız için özel tribün yapılsın. Böylece sahaya yabancı madde atılması engellenmiş olur.





ANNELER GÜNÜNE ÖZEL

13 05 2007

anne.jpg  annem.jpg

ana.jpg  anneme.jpg

annecim.jpg





SEVGİ Mİ? CİNSELLİK Mİ?

5 05 2007

Kendinize bir sorun bakalım: Seks ve sevgi birbirinden ayrı düşünülebilir mi? Aslında düşünülebilir. Filmlerde ve romanlarda bu tür örneklerle sıkça karşılaşmıyor muyuz?”

Gerçek hayatta da durum pek farklı değil. Ancak, kadın için seks ’sevişmek’ anlamında çoğu zaman. Çünkü o, duygularını, yüreğini sunuyor erkeğine. Öte yandan, erkeklerin büyük bir bölümü için ’sevişmek’le ’seks’ eş anlamda değil. Ya da öyle ama biz kadınlara bunu anlatmayı beceremiyorlar! Onların duygu ve düşüncelerini ifade etme konusundaki basiretsizliğini biliyoruz zaten, hanımlar! Peki, nereye gitti o eski adam?
Peki ya, “Bu adam her anlamda benimle birlikte, ama ya sevgisi?” dediğiniz de oluyor, kabul edelim şimdi!

‘Cicim dönemi’ pek kısa
İşte o tadına doyum olmayan dönemden söz ediyoruz. Nasıl da gözünüzün içine bakardı; el üstünde tutardı sizi, değil mi? Seksin ardından sırtını dönerek gaz çıkartarak horlamaya başlamaz, size sımsıkı sarılır ve bıkıp usanmadan ’seni seviyorum’ derdi. Şimdiki manzara ise pek iç açıcı değil cinsel birlikteliğin ardından – tabii kısa süreli ve ön sevişmenin beş dakika ile sınırlı kaldığı bir birleşme – tek söz etmeksizin derin bir uykuya dalıyor. Ertesi sabah da, tabii ki tepsiyle size kahvaltınızı getirmiyor ya da sizi öperek uyandırmıyor. Artık şöyle cümleler kuruyor:

“Beyaz gömleğimi ütüledin mi?”, “Bugün dünya kadar işim var”, “Bu akşam ne yemek yapacaksın?”… Peki, nereye gitti o eski adam? İlişkilerde de aynı şarkı söyleniyor.

Evliliklerde vaziyet bundan ibaret. Ya ilişkiler? Eh, onlarda da durum pek farklı sayılmaz: Kadın zamanla erkeğin ya bir ‘erkek arkadaşı’, ya ‘annesi’, ya da alıştığı ‘herhangi bir şey’ haline geliyor. Erkek bir gün “Ben özgür ilişkiden yanayım, ikimiz de kendi hayatımızı yaşayalım” diyebiliyor. Tabii bunun Türkçesi “Evet güzelim, romantik yatak odası günleri geride kaldı. Sen de buna alışsan iyi olur”.

Sonuç itibariyle, erkek milleti için seks – tatmin edici olmak kaydıyla – oldukça önemli. Ve bunun yanında ille de sevgi olması gerekmiyor. Ama bu ilginç tür, sevmediği halde kadın tarafından yine de sevilmeyi bekliyor, siz ne derseniz deyin!

Suçlusu hormonlar
İşin kara mizah yönünü yeterince irdeledik, isterseniz bilimsel boyutuna da kısaca göz atalım. Nedenlerden birini cinsellik hormonu oluşturuyor. Yapılan araştırmalar, cinsellik hormonlarının erkeklerde kadınlara oranla çok daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bu yüzden seks, erkeklerin bedeninde ve düşüncelerinde önemli bir rol oynuyor. Erkekler cinsel istekleri olmadığı zaman çocuk sahibi olmak istemiyorlar. Buna karşılık bir kadın sadece çocuk sahibi olabilmek için zevk almasa bile sevişebiliyor. Erkeklerin cinsellik hormonlarının yüksek dozda olması beraberinde önemli bir sorunu getiriyor: Sekse bağımlı olmak. Yapılan bir araştırmada 20 – 40 yaşları arasındaki yüz kadın ve erkek birkaç haftalık seks perhizine alınmış. Kadınlar ve erkekler her gün ayrı ayrı teste tabii tutulmuş. Kadın grubu matematik – konsantrasyon alıştırmalarına ve mantık testlerine her zaman aynı başarıda yanıt vermiş.

Toplumun etkisi büyük
Tabii erkeklerin seks ile sevgiyi ayırmalarından sadece hormonlar sorumlu değil. Toplumun yetiştirme tarzı da erkeklerin sekse olan düşkünlüklerinde önemli bir etkeni oluşturuyor. Ülkemizde kadınlar ilişkilerini genellikle saklama gereği duyarken, erkeklerin partneri yanındayken bile bir başka kadına bakması normal karşılanıyor. Tabii bunlar erkeklerin yetiştirilme tarzından kaynaklanıyor. Entelektüeller ise sekse farklı yönden bakabiliyor. Onlar genelde duygusal yakınlık hissetmedikleri bir bayanla cinsellik yaşamayı tercih etmiyor.

Cinsel uyarımları farklı
Kadın ve erkeğin cinselliğe farklı yaklaşımda bulunmasının nedeni, erkek ve kadının cinsel uyarılmalarındaki farklılıklar. Erkekler görsel ya da refleks uyarılarıyla cinsel istek duyabiliyor. Dolayısıyla sevişmek için duyguya gereksinimleri yok. Buna karşılık kadında uyarılma önce beyinde başlıyor. Ancak, kadının uyarılması çok daha güç gerçekleşiyor. Cinsel uyarılar dönemi bittikten sonra her iki cinsiyette de oto kontrol kalkıyor.

Uzmanlar, ‘her iki cins’ ibaresinden eminler mi acaba? Kadın da artık cinselliğini düşünmeye başlıyor. Artık günümüzde bazı kadınların cinsel yaşama olan bakışları ve beklentileri de değişti. Ekonomik özgürlüğünü kazanan kadınlar evlilik yaşantısından ziyade partneriyle belli bir dönem yaşamayı tercih ediyor. Duygusal bağlantı olmadan da cinsel yaşantıyı tercih edebiliyorlar.

Annecim annecim, baksana!
Kadınlar aşk ile sevgi arasında bir bağlantı görüyor, çünkü onlar aynı zamanda bir anne yüreğine sahip. Cinsel bir organ olan göğüs, aynı zamanda bebekleri de besliyor. Yani, yumuşak duygular ve uyarılma birbirinden ayrılmıyor. Vajina ise cinsel bir organ olduğu gibi aynı zamanda bebeğin yaşama merhaba dediği bir yol. Yani, kadında cinsel uyarılmayla sevginin birbiriyle iç içe olduğu görülüyor. Bu nedenle kadın cinsel ilişkide bulunurken partnerini aynı zamanda bebeğinin babası gibi görüyor. Erkeğin ona kendini verdiğini tam hissetmesi için duygusallığa ihtiyaç duyuyor. Ancak bir erkeğin buna ihtiyacı yok. Ve bu yüzden erkek kendini özgür hissetmek için para karşılığı cinsel ilişkide bile bulunabiliyor.

KAYNAK : İkimize.com





SERTLEŞME PROBLEMİ

5 05 2007

Sertleşme sorunu olan erkek ne yapmalı?

Her erkek, cinsel yaşamı boyunca sertleşme güçlüğü yaşar. Geçici güçlükler için kaygılanmayın. Herkesin zaman zaman başı ağrır. Ama hiç kimse, ilk başı ağrıdığında beyin tümörü olduğunu düşünüp kaygılanmaz. Sertleşme olmayabilir diye, cinsel ilişki kurmaktan kaçınmayın. Sevişme sırasında penisin sertleşmesini düşünmeyin, kendi cinsel yanıtlarınızı gözlemlemeyin, cinsel hazzı yaşayın. Unutmayın ki, sertleşme sizin istediğiniz anda olmayacaktır. Ancak rahat olursanız, kendiliğinden sertleşme oluşacaktır.

Cinsel etkinliklerinizde, sürekli olarak sertleşme güçlüğünüz varsa, bir uzmana başvurmalısınız. Sertleşme bozukluğu, tüm cinsel etkinliklerinizde aynı ise, organik bir nedenden kaynaklanabilir. Yani sabahları hiç sertleşme ile uyanmıyorsanız, masturbasyon yaptığınızda sertleşme olmuyor, hiçbir cinsel eşle giriştiğiniz hiçbir cinsel etkinlikte sertleşme olmuyorsa, bir üroloji uzmanına başvurmanız gerekir. Organik kaynaklı sertleşme bozuklukları, her durumda aynı şekilde ortaya çıkar. Herhangi bir durumda tam sertleşme oluyorsa, büyük olasılıkla bedensel bir bozukluk söz konusu değildir. Nasıl göz bozukluğunuz varken arada bir gözlüksüz de normal göremezseniz, sertleşme refleksinizi bozan bedensel bir neden varken de, bazen tam sertleşme olamaz.

Sabahları sertleşmiş olarak uyanıyorsanız, masturbasyonda sertleşme oluyor, hele bazı cinsel eşlerle ya da bazı cinsel etkinlikler sırasında da sertleşme oluyorsa, yaşadığınız sertleşme güçlüğünün nedeni büyük olasılıkla psikolojiktir. Psikolojik kaynaklı sertleşme bozuklukları, cinsel eşe ve etkinlik tipine göre de değişiklikler gösterebilir. Masturbasyon sırasında genellikle sertleşme olur. Ama uzun süre devam eden sertleşme bozukluklarında, masturbasyonda da sertleşme güçlüğü başlayabilir.

Sürekli cinsel sorun yaşamak, cinsel ilgi ve isteği de olumsuz etkileyebilir. Erkeğin sertleşme olmayacağı beklentisi belirgindir, kendisini yeterince uyarmayabilir. Cinsel etkinlik sıklığı azalmıştır, sertleşme oluşmasına vakit kalmadan boşalma oluşabilir. Cinsel eşlerle girişilen etkinliklerin hepsinde sertleşme sorunu ortaya çıkmayabilir. Cinsel birleşmenin olamayacağı ya da beklenmediği durumlarda tam sertleşme olurken, cinsel birleşme olasılığı ya da beklentisi ortaya çıktığında sertleşme oluşmaz ya da var olan sertlik kaybolur. Örneğin, kaçamak ve giyinik sevişmelerde, sertleşme tamdır; ama zaman açısından kısıtlama olmayan, rahat bir ortamdaki sevişmede sertleşme olmaz ya da kısa sürede kaybolur.

Cinsel etkinlikler içinde, yalnızca cinsel birleşme için penisin sertleşmesi gereklidir. Kadının da erkeğin de cinsel haz aldığı diğer birçok etkinlik sırasında, penisin sert olup olmaması önem taşımaz. Penisin sertleşmesi ne kadar gerekliyse, erkeğin sertleşme ile ilgili kaygıları da o kadar artar. Bu kısır döngü sonucunda, cinsel istek ve yeterli uyarılma olduğu halde, penis sertleşmez. Bazen sevişme sırasında, elle veya oral uyarılma sırasında sertleşme olur, vajinaya giriş denendiğinde kaybolur. Bazen bazı cinsel eşlerle girişilen etkinliklerde hiçbir sorun yokken, bazılarıyla her zaman veya bazen sorun vardır. Bazı erkekler, yeni bir cinsel eşle ilk ilişkilerinde mutlaka sertleşme sorunu yaşarlar. Bazı evli erkekler, eşleriyle hiçbir sorun yaşamazken, daha çekici buldukları geçici cinsel eş ile sertleşme sorunu yaşarlar. Büyük olasılıkla, bu durumlarda, erkeğin sertleşme olup olmayacağı kaygısı daha fazladır.

Cinsel eşin sertleşme güçlüğüne karşı tutumu da sorunun süreklileşmesine neden olabilir. Sevişmede, sertleşme olmayınca, erkeğin kendisini istemediği için uyarılmadığını düşünen ya da bu sorunu çok fazla önemseyen bir cinsel eş, geçici bir güçlüğün kalıcı bir bozukluğa dönüşmesine katkıda bulunabilir. Tersine, sertleşme olup olmamasını gerçekten önemsemeyen, sevişmede cinsel yanıtlarla değil, cinsel haz ile ilgilenen bir cinsel eş de güçlüklerin aşılmasını kolaylaştırır.

Tüm cinsel sorunlarda olduğu gibi sertleşme bozukluğu durumunda da cinsel eşinizle konuşmalısınız. Sevişme sıklığınızı azaltmayın, kaçınma davranışı kaygıyı azaltabilir ama sorunun çözümüne katkıda bulunmaz. Sevişme sürenizi uzatabilirsiniz, cinsel etkinliklerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Gündeminizde cinselliğin yeri artmalı, ama cinsel sorununuzun ya da penisinizin değil. Cinsel birleşme olmaksızın sevişmeyi, sertleşme olmaksızın haz almayı deneyebilirsiniz. Cinsellik alanında çalışan bir psikiyatrist ya da klinik psikologa danışabilirsiniz.

KAYNAK : Cinselyasam





BÜTÜN ANNELERE

4 05 2007

Anne

Yılda bir defamı anılır adın
Aylardan günlerden kutlusun anne
Her çeşit meyveden lezzetli tadın
Tatlı baldan bile tatlısın anne

Senin sevgin geniş enginden engin
Dünyada bulunmaz benzerin dengin
Cennette ayrılmış hazırdır yerin
İrem bahçesinin gülüsün anne

Ana vermiş bize yıllarca emek
Akan sular durur bir anne demek
Bir gün değil hergün elini öpmek
Koklanacak gülün dalısın anne

Hak, Rasül diyor anneleri sevelim
Gönül alıp hatırını soralım
Yaşlılara ziyarete gidelim
Yavrunu görende mutlusun anne

Ak sütünden bir ırmak akıyor gençliğime doğru
Doymadım, doyamadım anne….
Yaşın almış başını gidiyor ömrüme doğru,
Sormadım, soramadım anne…

Mevsimleri getirsem kucağına
Yıldızları sersem de ayaklarına
Yetmez, yetemez ki anne
Anladım ki en güzel bahar sensin
Anladım ki en büyük sevgi sensin
Güller, laleler, leylaklardan da güzelsin
Bin bir renkli çiçekten de özelsin
Binbir tatlı baldan da tatlısın anne
Hiç bitmeyen mutluluk sendedir anne
Bakışlarında bir dünya eriyor anne
Gözlerin ki… o en büyük cehverin

Canım, cananım, can hanım annem.

En güzel dua senin duandır
En güzel mevsim bakışlarındadır,
En güzel gül gözlerinin içinde
En güzel şiir sana yazılan şiirdir anne
En güzel aşk senin aşkındır anne
En güzel akşam dizlerinde uyuduğum akşamdır
En güzel rüya seni gördüğüm rüyadır,
En güzel sabah uyanırken seni görmektir
En güzel hayat senin varlığındır anne
En güzel cennet senin olduğun yerdir
Ve sonsuz dualarım hep sanadır anne…

Yüreğin bir atom misali,
Her zerresinde sevgi saçar gönlüme
Gönlün bir kırçiçeği kadar hafif anne
İçinde umutlar yeşerir tane tane
Ellerin öyle sıcak, öyle yumuşak ki anne,
Kuzey kutbunda bile ısıtır tenimi
Benim canım, cananım, can hanım annem
Senin anlatmanın tarifi mümkün olsaydı keşke
Gecelerini uykusuz bıraktığım için, bağışla beni.
Dokuz ay dünyanda barındığım için, helal et hakkını

Ak sütünden bir ırmak akıyor gençliğime doğru
Doymadım, doyamadım anne…
Yaşın almış başını gidiyor ömrüme doğru,
Sormadım, soramadım anne…
Bıktım anne karşılıksız sevgililerden,
En güzel şiiri sana yazamadığım için bağışla
Utanıyorum şairliğimden! ..

Saçlarına aklar düşmüş, dayanamam anne
Gözlerine buğular çökmüş, kıyamam anne
İçimde senin sevgin doyamıyorum anne
Dünyada emsalin yok, bulamıyorum anne
Yazamadığım en şirin, en tatlı şiirsin anne,
Bildiğim en iyi arkadaşsın anne
Tanıdığım en sadık dostsun anne
Doyamadığım en şirin, en tatlı şey
Senin şevkatindir anne…

Yok anne yok!
Bilemedim kıymetini, bilemedim değerini
Bir şans daha ver
Yeniden doğur beni…





TÜRKİYE LİGİ İSTATİKSTİĞİ

1 05 2007

1956 – 2005  TÜRKİYE LİGİ İLK 5 SIRAYI ALAN TAKIMLAR                      

Yıl Şampiyon İkinci Üçüncü Dördüncü Beşinci1956-57 Beşiktaş Galatasaray Altay Gençlerbirliği İzmir Kültürspor

1957-58 Beşiktaş Galatasaray

1959 Fenerbahçe Galatasaray

1959-60 Beşiktaş Fenerbahçe Galatasaray İzmirspor Adana Demirspor

1960-61 Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Beykoz Gençlerbirliği

1961-62 Galatasaray Fenerbahçe Beşiktaş Altay Karşıyaka

1962-63 Galatasaray Beşiktaş Fenerbahçe Altay İstanbulspor

1963-64 Fenerbahçe Beşiktaş Galatasaray Ankaragücü Göztepe

1964-65 Fenerbahçe Beşiktaş Galatasaray Göztepe İstanbulspor

1965-66 Beşiktaş Galatasaray Gençlerbirliği Fenerbahçe Göztepe

1966-67 Beşiktaş Fenerbahçe Galatasaray Göztepe Altay

1967-68 Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Göztepe Altay

1968-69 Galatasaray Eskişehirspor Beşiktaş Fenerbahçe Bursaspor

1969-70 Fenerbahçe Eskişehirspor Altay Mersin İdman Yurdu Göztepe

1970-71 Galatasaray Fenerbahçe Göztepe Eskişehirspor Bursaspor

1971-72 Galatasaray Eskişehirspor Fenerbahçe Beşiktaş Ankaragücü

1972-73 Galatasaray Fenerbahçe Eskişehirspor Ankaragücü Boluspor

1973-74 Fenerbahçe Beşiktaş Boluspor Eskişehirspor Galatasaray

1974-75 Fenerbahçe Galatasaray Eskişehirspor Adanaspor Beşiktaş

1975-76 Trabzonspor Fenerbahçe Galatasaray Adanaspor Altay

1976-77 Trabzonspor Fenerbahçe Altay Beşiktaş Galatasaray

1977-78 Fenerbahçe Trabzonspor Galatasaray Adanaspor Beşiktaş

1978-79 Trabzonspor Galatasaray Fenerbahçe Orduspor Diyarbakırspor

1979-80 Trabzonspor Fenerbahçe Zonguldakspor Bursaspor Rizespor

1980-81 Trabzonspor Adanaspor Galatasaray Gaziantepspor Beşiktaş

1981-82 Beşiktaş Trabzonspor Fenerbahçe Zonguldakspor Sakaryaspor

1982-83 Fenerbahçe Trabzonspor Galatasaray Boluspor Beşiktaş

1983-84 Trabzonspor Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Ankaragücü

1984-85 Fenerbahçe Beşiktaş Trabzonspor Ankaragücü Galatasaray

1985-86 Beşiktaş Galatasaray Samsunspor Sarıyer Fenerbahçe

1986-87 Galatasaray Beşiktaş Samsunspor Trabzonspor Fenerbahçe

1987-88 Galatasaray Beşiktaş Malatyaspor Samsunspor Bursaspor

1988-89 Fenerbahçe Beşiktaş Galatasaray Sarıyer Trabzonspor

1989-90 Beşiktaş Fenerbahçe Trabzonspor Galatasaray Sarıyer

1990-91 Beşiktaş Galatasaray Trabzonspor Sarıyer Fenerbahçe

1991-92 Beşiktaş Fenerbahçe Galatasaray Trabzonspor Aydınspor

1992-93 Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor Kocaelispor Fenerbahçe

1993-94 Galatasaray Fenerbahçe Trabzonspor Beşiktaş Samsunspor

1994-95 Beşiktaş Trabzonspor Galatasaray Fenerbahçe Gençlerbirliği

1995-96 Fenerbahçe Trabzonspor Beşiktaş Galatasaray Kocaelispor

1996-97 Galatasaray Beşiktaş Fenerbahçe Trabzonspor Bursaspor

1997-98 Galatasaray Fenerbahçe Trabzonspor İstanbulspor Samsunspor

1998-99 Galatasaray Beşiktaş Fenerbahçe Trabzonspor Kocaelispor

1999-00 Galatasaray Beşiktaş Gaziantepspor Fenerbahçe Gençlerbirliği

2000-01 Fenerbahçe Galatasaray Gaziantepspor Beşiktaş Trabzonspor

2001-02 Galatasaray Fenerbahçe Beşiktaş Ankaragücü Denizlispor

2002-03 Beşiktaş Galatasaray Gençlerbirliği Gaziantepspor Malatyaspor

2003-04 Fenerbahçe Trabzonspor Beşiktaş Gaziantepspor Denizlispor

2004-05 Fenerbahçe Trabzonspor Galatasaray Beşiktaş Gençlerbirliği

2.lig

1997-98 Erzurumspor Adanaspor Sakaryaspor

1998-99 Vanspor Denizlispor Göztepe

1999-00 Yozgatspor Siirtspor Rizespor

2000-01 Göztepe Diyarbakırspor Malatyaspor

2001-02 Altay Elazığspor Adanaspor

2002-03 Konyaspor Rizespor Akçaabat Sebatspor

2003-04 Sakaryaspor Kayseri Erciyesspor Ankaraspor

2004-05 Sivasspor Vestel Manisaspor Kayseri Erciyesspor

KAYNAK: TFF