HEY SEN BAKARMISIN..?

30 06 2008

evet sonunda gerekli görülen web teknolojileri ile tekrar yolumuza devam ediyoruz euro 2008 gibi büyük bir organizasyondan türk a milli takımımızla
ilgili güzel ve sevindirici haberleri sizlerele paylaştık ama tek tek bütün futbolcularımızın gözlerinde öper minnettarlığımızı
ve şükranlarımızı sunarız

semih şentürk arda turan nihat kahveci hamit altıntop mehmet topal tuncay şanlı emre aşık emre güngör ayhan akman colin kazım servet çetin
gökdeniz karadeniz sabri sarıoğlu tümer metin tolga zengin mevlüt erdinç emre belezoğlu mehmet aurelio gökhan zan rüştü rençber hakan balta
uğur boral volkan demirel ve özellikle fatih terimi tebrik ediyoruz

taktire şayan üstün bir başarıyı bizlere yaşatıkları için ne söylesek az kalır inşallah 2010 dünya kupası organizsyonunda bu başarılarını ve
istikrarlarını dahada ileriye götürerek kupa ile taçlandırırlar siteye yeni eklediğimiz web teknolojilerini fatih hocaya ve onun emaktar öğrencilerine
hediye ediyoruz bize onur verici bu duyguları yaşatan bu ekip dahada fazlasını hak ediyor

küstah ükela ve çirkef avrupalıları dize getirip onları ezmek ve sporsal alanda dahi olsa onlara üstünlük sağlamak bu milletin şiarı olmalıdır
özelliklede ekonomik gelişmişlikte bilimde teknolojide teknikte sanatta ve kültürel zenginlikte avrupa batı medeniyetine üstünlük sağlayıp
ezici bir güçle onları zelil ve hakir duruma düşürmek en güzel şeydir çünkü yıllardır onlar şark medeniyetlerinin kanını emdiler yer altı ve
yer üstü kaynaklarını pervasızca sömürdüler ve insanlarımıza yapmadıkları haysiyetsizlik ve onursuzluk kalmdı halada türkiye üzerine ve diğer
şark ülkeleri üzerine sinsi ve kötü emellerini sürdürmekte maşa başı toplantılarında bizi nasıl sömürüp daha çok kanımızı emeceklerinin plan ve
programlarını yapmaktalar son örneğini ırak ve afganistan halkına yapıp ettikleri ile kanıtlamış bu barbar ve vahşi yaratıklar asla içlerindeki bu
kötü emel ve aksiyonlarından asla vazgeçmicekler tarih tekerürden ibaret olduğunu her zaman bizlere göstermekte

tarih bilinci olmayan atatürkün tabiri ile dahili bedbahtlar nedense bu zalimlere ön ayak olup bu ülkede huzuru bozmaya ve adaletin istihdam edilip
istihdamın sağlanmasına engel olmaktalar bu kişiler orduda paşa konumunda da olabilir bu kişiler yargıtayda danıştayda sayıştayda bir hukuk adamıda
olabilir üniverstelerde akaddemisyende olabilir bürokraside emniyet müdürü mit istihbrat daire başkanıda olabilir veya real sektörde büyük holdinglerin
sahipleride olabilir veya siyasi arenada dinci bir partide olabilir dinsiz bir partide olabilir hiç farketmez kişinin etiketi değil yaptığı aksiyon ve
eylemlerin gidişatı onun bu vatanı sevip sevmediğini içimizdeki düşmanlar olup olmadığını gösterir bundan dolayı bize en çok zarar veren yukardaki
 kurumlara sinsice sızmış kişilerdir tabi halkın gaflet içinde bilinçsiz ve olayların iç yüzünü kavramaya yatkın olmayışıda bunu tetikleyen bir
unsur bunun etkenide medya denen ruhunu şeytana satmış gazeteciler gazeteler televizyonlar köşe yazarları ve benzerleri…

kısaca fazla siyaset yapmadan şunu belirtmek isterim kurulu düzeni eleştirmek hep antipati toplar itici gelir nasıl ifade etsem mesela ortada yıllardır
gelişen ve oturan bir durum var bu durumun zarar ve kötülüklerini eleştirdinmi halkın geneli o duruma adaptasyonunu sağladığı için eleştiriye ve
eleştirene doğru gözle bakmaz bunun bilincinde olan biri olarak ben böyle bir yol izlemektense doğru olana rehberlik yapmanın daha etkili olacağına
inanmaktayım herşey bilimin ve mantığın ışığında analiz edilip ona göre gözlemlemeler sonucunda eyleme dönüştümü başarılı olma ihtimali artar tabi
bunun yanına birde inancı vicdanı imanı ve mistik yapıyıda eklemek isterim fazla yazmak istemiyorum ifadelerimizin arkasında yatan gerçekleri size daha
etkili işlemlerle gösterceğimiz bir sürü araç ve gereç varken yazmamız fazla değer arz etmez yani iki seçenek var ortada biri 4 dakka 20 saniyede zor
bir seçenek diğeri 1 dakka 5 saniyede çok basit ve etkili bir seçenek hangisini yapmak daha mantıklı tabiki ikincisini yazı yazmak birinci seçenek
ikinci seçenekte çok farklı bir şey oda bizlerde sır kalsın

ha bu arada şunuda demeden geçmek olmaz nedense insanlarımız bir bühran ve çöküntü içindeler huzuru ve mutluluğu nedense bulamıyorlar eğlenmek oralara
buralara gitmek gününü gün etmek huzur getirmez çok zengin olmak saygın bir kişi olmak saygı görmekte huzuru getirmez insan neyi elde ederse etsin
içinde onu yiyip kemiren bir arayıştan asla kurtulamıyacak sürekli bazı şeylerin arayısı içinde olacak bazı şeylerin hayatında eksik olduğunu anlıyacak
bunun için çok kişinin içinde de olsak yanlız başına da olasak nedese bir türlü iç huzurumuzu sağlıyamadığımızdan yakınırız sürekli olayların ve
gelişmelerin kötü yanlarını görüyoruz herşeyde bizim duygu dünyamıza zarar veren bizi yıpratan şeyleri görme eğilimindeyiz bundan dolayı her gelişmeden
şüphe ediyor herşeyin bize zarar vereceği endişesini taşıyoruz hayatta nedense bir türlü maddi ekonomik dinsel yani içsel güvencelerimiz yok size bir
ip ucu vermek faydalı olur bu süreçte eğer bir doktor gelip size dese bir saat ömrün kaldı bir saat sonra öleceksin dese nasıl bir tepki verirdiniz
veya ne yapardınız ? ben bu soruyu bir kaç arkadaşa lise yılarında sordum kimi dedi milletten helallik alırdım kimi camiye gider yaptığım kötülüklerden
ve insanlara karşı haksızlıktan dolayı tövbe eder günahlarımın affedilmesini dilerdim kimi ölümü beklerdim kimi bir dal sıgara yakıp son anı beklerdim
dedi ama bunların hiçbirisi gerçeği yansıtmayan cevaplardı sivaslı bir arkadaşım oğuz ise tek doğru cevabı verdi o cevap nedir; şoka girerdim dedi evet
doğru söyledi insan bir saat sonra dünya ile bütün sevdikleri ailesi ile hayat ile bağlantılarının sona erip kara toprağın altına gireceğini bilse şoka
girerdi aradığım cevabı arkadaşım bana söylemişti şimdi burdan yola çıkarak size mutluluğu yakalayıp sürdürmeniz için bir tavsiye hayatınızın her anını
şuna göre yaşayın nasıl olsa bir gün ölüm gelip beni bulacak hiçbir şeye fazla üzülmeme gerek yok veya en sevindirici şeylere bile fazla sevinmeme gerek
yok nasıl olsa bunların hepsi bir gün son bulacak diye düşünüp böyle yaşayın bakın görün nasıl mutlu oluyormussunuz tabi bu arada riyakarlığı ve
samimiyetsizliği sevmemeye gayret eden biri olarak bende mutsuz ve umudunu kaybetmiş biri olmamak için sürekli okuyorum sürekli şeytanın kötü kuruntulara
beni sokmaması için bilim ve teknoloji ile ilgili gelişemeleri okuyor öğrenmeye çalışıyorum biran boş kalsam bir sürü kaygı verici düşünüş içine girmemek
için kendimi mutlu edecek şeylere yöneliyorum mutsuz olmaktan ve ümidimi kaybetmekten nefret ediyorum

bu arada size bir sır daha vereyim kuranın ya alimran ya bakara yada nisa süresinde hz. isa as. peygamberimizle ilgili çok güzel bir ayetler silsilesi var
çok hoş ve çok nezih isa peygamberin hayatından alıntı; ALLAH buyuruyorki: isa dediki yahudilere ben ALLAHIN size gönderdiği bir peygamberim benden sonra
gelecek olan ahmed adındaki peygaberin müjdecisi ve benden önceki kitapların tasdikcisiyim ölüleri diriltirim içinizden geçenleri bilirim evinizde
sakladıklarınızı size bildiririrm evlerinizde ne yiyip içtiğinizi size haber veririm abraşları körleri tedavi ederim ölüleri diriltirim … diye giden
ayetler yahu size birşey diyimmi bu kadar üstünlüğe ermiş ve kuranın bir kaç yerinde ALLAHIN kendisine selam verdiği hürmetle adını yad ettiği isa
peygamber öyle fakir ve yoksul bir hayat yaşadıkı imamı gazali hazretlerinin ihyasında geçen bir olayı size aktarmak istiyorum: bir gün isa peygamber
yağmurda bir mağraya sığınmış ve bir taşı alıp minder yapmış uykuya dalacağı o sırada ALLAHA nida ediyor: ey Rabbim herkezin bir evi ailesi var benim
ise ne ailem ne bir yuvam nede bir yatacak yorgan ve yastığım yok diye içerleniyor sonrası malum uykuya dalıyor yahu ölüleri dirilten körleri tedavi
eden kuranda ALLAHIN kendisine alemlerden sana selam olsun ya isa dediği sana inanları hep üstün getireceğim dediği bu gün yeryüzünde 2 milyar küsür
inananı olan (tabi sapıkca inanç) bir insanın hayatının detaylarına indikmi çok garip duygular içinde kalıyoruz vaybe dememek elde değil bütün insanlığı
yaratan ALLAHIN en üstün altı kulu olan adem musa nuh ibrahim muhammed (sav.) ve isa gibi insanların hayatına baktıkmı yahu üstün olmanın ve zengin şerefli
olmanın ölçüsü nedir paramı malmı evlat çokluğumu çok saygı görmekmi holdingler sahibi olmakmı yoksa yazlıgı olmak yatları katları villaları boğazda
yalıları olmakmı 16 milyon oy alıp ülkeyi yönetmekmi popstar olup konserler vermekmi süper bir golcü olup son dakkada bir gol atıp takımı öne geçirip
finale yükselmekmi ama bunların hiçbiri o altı en üstün insan ve ALLAHIN en çok değer verip tüm insanlıktan ve yarattıklarından hepsinden üstün tutuğu
insanların hayatında yoktu ALLAH için bütün insanlar varlıklar (bunlara meleklerde dahil) bütün yaratılmışlar köprüler evler bilgisayarlar güzel yüzülü
bayanlar fiziği düzgün insanlar en etkili konuşan hatipler siyasetciler en zeki bilim adamları bütün hepsi bu altı insanın birinin ayagındaki toz kadar
değerli değil yani çok paradoks bir dünya çok paradoks bir toplum haline gelmiş günümüz insanları bunların tesbit eden ben ya kuranı anlamayı beçeremiyorum
okuduğumu algılamakta zorlanıyorum yada kuranda anlatılan şeyler bir efsana (asla evsane değil gerçeğin ta kendisi) yada şizofreni hastalığına yakalanmış
bir insanın gördüğü karışık rüyaları görüp gerçekmiş sanıyorum tabi şunuda belirtiyim ben bu davadan asla dönecek değilim kim bana kurandan daha üstün daha
etkili bir kitap getirirse ben bu davadan vazgeçerim tabi buda asla olmayacak bir ayetini yaratmaya bile bütün dünya insanları aciz kalır

bir nokta dikkatimi çekti aklıma gelmişken paylaşmak istiyorum: yahu müslüman bir siyasetci bilim adamı doktor avukat bürokrat iş sahibi patron günümüzde
çıkıpta ben ALLAHA inanıyorum benim dinim benim hayatımın özüdür ve yaşamımı ona göre şekillendiririm kimse benim dinime dil uzatamaz islama karşı olanlara
 ALLAH lanet etsin siz münafıklar ALLAH düşmanları ebediyyen ateşte azap göreceksiniz demeye cesaret edemiyor bırakın bunu islama münafıklar olanca gücüyle
hakaret ediyor bir cevap vermeye kalktımı bir siyasetci mütedeyyin insan ona dünyayı zehir ediyorlar onu var güçleriyle sindiriyorlar yahu bir insanın ben
ALLAHA inanıyorum ben müslamanlardanım demesi bile günümüzde onun kaleminin kırılmasına sebep oluyorsa ben bu dünyanın içine tüküriyim

yok kardeşim bu böyle gitmez şeytanın düzeni yıkılması lazım ya yıkılacak ya  yıkılacak zaten şeytanın düzenide ALLAHIN ifadesi ile kolay yok edilecek bir
şey şeytanın taraftarları bir tuzak kuruyor ALLAHTA onların tuzaklarını sonuçsuz bırakacak bir tuzak kuruyor üstün gelecek olan tabiki ALLAH ne başörtüsüne
yapılan baskı ne imam hatipli gençlere reva görülen üvey evlat muamelesi nede ordudaki bürokrasideki bazı şeytan taraftarlarının aldıkları karar ve eylemler
hiçbirisi ebedi kalacak değil bu dava çok zalimler nemrutlar fravunlar hamanlar karunlar gördü Evel ALLAH hepsinin üstesinden çıkan bir lideride ALLAH
gönderdi dünyada son insan kalıncaya kadarda ALLAH bu dini mehdileriyle mücahidleriyle yükseltecek tabi müslümanlar sizede bir sürü iş düşüyor bireysel
bağlamda herkez anladığı anlamda elinden geleni yapsın ben bilgisayardan teknolojiden enfermasyondan siyasetten medyadan kitle iletşim aralarından basın ve
yayından anlıyorum ekonomik konumum elverdiği sürece en etkilisini ve en güçlü mekanizmaları üretip taliblerine teslim edicem sizlerde anladığınız alanda
çalışın ne diyor ALLAH kuranda: oturup bekleyen müslümanlarla ALLAH yolunda canlarıyla mallarıyla cihad edenler asla bir olmaz tabiki cihad edenler daha
üstündür cihaddan kasıt sadece savaşmak değil fikri mücadele vermek medyada onlardan daha etkili söz sahibi olmak global manada eğtim ve öğretim alanında
büyük atılımlara imza atmak bir fakiri yetimi dulu doyurmak yoksula yemek yedirmek islami dernek ve kuruluşlara yardım etmek bunların hepsi birer cihadır
nefisle olan cihat ve münafıklarla olan cihat sakın boyun eğmeyin sakın pes etmeyin sakın kabullenmeyin sakın yılmayın diklenin dik kafalı olun sert
acımasız olun pes etmeyin yılmayın gevşemeyin üzülmeyin onların topraktan başka bir beklentisi yok ama bizlerin öteler ötesinde ebediyyet beklentisi var
fethullah gülen hocanın tabiri ile: ruhum öteler ötesini ölümsüzlüğü arzuluyor ona kavuşmak istiyor evet bizler üstünüz onlar birer pisliktir
(kuranın tabiri ile birer bokturlar ben demiyorum ALLAH diyor Arapça bilen hocalara ilahiyatcılara gidin sorun size açıklasınlar)
şunuda belirteyim asimile olmuş popüler kültüre göre yaşayan diliyle ben müslümanlardanım diyen ama yaptıklarının yaşamının müslümanlığın mesine bile
uymayan kişilerede çevremizdeki insanlarada asla pirim vermeyin onlardan bir beklenti içine girmeyin çok kapsamlı bir laf beklenti evet bizim gibi
düşünmeyenin bize ne katkısı olabilirki? arafte bekleyenler misali kişilermi daha iyi desteklerler yoksa ensarla muhacirlermi (medineli müslümanlarla
mekkeye hicret eden müslümanlar)?

bir insan günahkar hatalı olabilir yanlış yapabilir bu normaldir insan hata yapmaya günaha girmeye meyilli bir varlık olarak yaratıldı hata günah suç
bizlere mahsus kuranda ALLAH ne diyor biz insanları suçlarından dolayı anında cezalandırsaydık yeryüzünde bir tek canlı insan kalmazdı bunu neden dedim
şundan dedim birysel olarak hatalarımız olabilir tövbe ederek bunlardan vazgeçip halimize çeki düzen verebiliriz ama bir insan düşününki ben müslümanım
 diyip başörtüsüne karşı geliyorsa ben müslümanım diyip kuran kurslarını kapatıyorsa ben müslümanım diyip imam hatip okumuş gençleri ünüverste okuma
hakkından mahrum ediyorsa ben onun süzme katıksız münanfık olduğuna hükmederim onun inancı sıfırın altında ben böyleleri ile savaşılması mücadele edilmesi
taraftarıyım yoksa kişisel hatalarda günahlarda bulunan halkımıza asla cephe almamalıyız onları kucaklayıp onlara tatlı sözle muamele edip onlara en etkili
sözlerle öğütte bulunmalıyız sevip saymalı onları ALLAHIN değer verip yarattığı birer varlık olarak görüp koruyup gözetmeliyiz bireysel suçlarından ve
günahlarından dolayı kimse dışlanamaz tabi kul hakkı yemek bunun dışında yani hırsızlık eden milletin hakkını yiyen milletin arasında laf götürüp getiren
adam öldüren haksız yere birinin ekmeiğine engel olan kişiler bunun dışında topluma yapılan her türlü haksızlık insanlığa yapılmış suçtur ve en ağır
şekilde cezalandırlmalıdır kimse kimsenin haksızlığını çekmek zorunda değil böyle tipleride münafık kategorisine koymakta fayda var bireysel günahlardan
kasıt namaz kılamak içki içmek kumar oynamak zina yapmak gibi şeyler böylelerinin dışlanmasını ben doğru bulmuyorum tabi yapılan şey islama göre yasak ama
toplum düzeyini baz alarak hareket etmek en etkili toplumsal değişimi getirecektir

not: işte bitti bir insan neden sevilmez biliyormusunuz? neden çok düşmanı vardır bir insanın? tabiki böyle düşünüp böyle görüp böyle hissettiği için
allah razı olsun beni imam hatipe yazdıran ve buna vesile olanlara imam hatip okumasak nasıl bir insan olurduk acaba…? saygılar sunarız…





TARTIŞILACAK ARAŞTIRMA : İNSAN BEYNİ VE İNANÇ

18 06 2008

 

 

Aydın elitin içerisinde ateistlerin oranı toplumun geri kalanına göre daima daha yüksek. 20′inci yüzyılda 137 gelişmiş ülkede yapılan araştırmalarda zeka seviyesinin yükseldiği, ancak buna paralel olarak tanrıya inancın da zayıfladığı görüldü.

 

 

Vatan’ın haberine göre Kuzey İrlanda’daki Ulster Üniversitesi’nden Profesör Richard Lynn’in araştırmasına göre dine bağlılık insanlığın zeka düzeyindeki yükselmeyle ters orantılı olarak değişiyor. Toplumların aydın eliti içinde ateistlerin oranı da daima toplumun geri kalanına göre daha yüksek.

İngiltere’de yapılan bir araştırma, akademisyenlerin yalnızca yüzde 3,3′ünün Tanrı’ya inandığını gösterirken, aynı dönemde toplumun tümünde tanrıya inananların oranı yüzde 70′e yaklaşıyor.

 

 

Amerika Birleşik Devletlerinde 1990′larda yapılan bir araştırma da Amerikan Bilimler Akademisi üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin tanrıya inancı olduğunu saptadı. Profesör Lynn’e göre, akademisyenlerin toplumun genelinden daha zeki olmaları tanrıya inançlarının daha zayıf olmasının da göstergesi.

Profesör aynı şekilde, çocukların çoğunun, ilkokula başladıklarında tanrıya inandığını ama yaşları büyüdükçe ve zekaları geliştikçe, bir çoğunun tanrının varlığından kuşkulanmaya başladığını belirtti. 20. yüzyılda 137 gelişmiş ülkede insanların tanrıya inancının zayıflamasını da genel zeka düzeyindeki gelişme ile açıkladı.

KAYNAK : VATAN

 

 

 





İŞTE ÇILGIN TÜRKLER.. BUNUN İÇİN DOĞDUNUZ. 3 -2

15 06 2008

Türkiye yine bir destan yazdı. Koller ile 2-0 geriye düştük. Ama ölmedik. Arda takımını canlandırdı, Nihat 2 tane çaktı.. Viyana’yı tarihimizde 3. kez kuşattı. Volkan atıldı kalemiz düştü ama inanç bir kez daha galip geldi: TÜRKİYE ÇEYREK FİNALDE

 

 

 

MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)

11. dakikada kullanılan serbest vuruşta ceza sahası içine yapılan ortaya Jan Koller kafayı vurdu, top üstten auta gitti.
17. dakikada Tuncay’ın uzaktan sert şutunda top yandan auta çıktı.
18. dakikada Matejovsky’nin uzaktan şutunda kaleci Volkan topu yatarak iki hamlede kontrol etti.
22. dakikada Blasil’in sağdan altı pas önüne gönderdiği topa Jan Koller’den önce Servet son anda araya girerek topu uzaklaştırdı.
25. dakikada Sionko’nun ceza sahası önü sağ çaprazdan attığı şut üstten auta gitti.
34. dakikada Grygera’nın sağdan altı pas önüne doğru yaptığı ortaya Jan Koller kafayı vurdu, kaleci Volkan’ın müdahalesine rağmen üst direğe çarpan top filelerle buluştu. 0-1
39. dakikada Nihat’ın kullandığı serbest atışta ceza sahasına içine gelen topa Servet kafayı vurdu, meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 

MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)

47. dakikada Çek savunmasından dönen topa ceza sahası sol çaprazında Nihat ayağının dışıyla beklenmedik bir vuruş yaptı, top üstten auta çıktı.
51. dakikada Hakan Balta’nın soldan arka direğe yaptı ortaya Rozenhal Nihat’tan önce kafayla topu kornere gönderdi.
53. dakikada Hamit’in sağdan kullandığı serbest vuruşta altı pas önüne gelen topa Tuncay kafayı vurdu, top kaleci Cech’de kaldı.
61. dakikada ani gelişen Çek Cumhuriyeti atağında Jan Koller orta sahadan aldığı topu ceza sahasına kadar taşıdı ve vuruşunu yaptı, top yandan auta gitti.
62. dakikada Sionko’nun sağdan ortasında Plasil arka direkte topa gelişine vurarak topu ağlara gönderdi. 0-2
68. dakikada Arda’nın ceza sahasına gönderdiği uzun pasta defansın arkasına sarkan Tuncay’ın altı pas önünde yaptığı kafa vuruşunda top kaleci Cech’de kaldı.
71. dakikada Sionko’nun sağdan ortasına Polak’ın ceza sahası içinde atak koydu top yan direkten döndü, dönen topa Polak tekrar kafayı vurdu, kaleci Volkan topu kontrol etti.
75. dakikada Hamit’in sağdan ceza sahasına gönderdiği topa arka direkte Arda gelişine yerden vurdu, meşin yuvarlak filelerle buluştu. 1-2
82. dakikada Hamit’in kullandığı serbest vuruşta altı pas üstünde topa yükselen Servet, müsait pozisyondan yararlanamadı ve meşin yuvarlak auta çıktı.
87. dakikada Hamit’in sağdan ortası sonrasında Cech’in elinden kaçan topa Nihat ayak koydu ve top ağlara gitti. 2-2
90. dakikada Hamit’in ara pasına hareketlenen Nihat, kaleci Cech ile karşı karşıya kaldı. Nihat’ın vuruşunda top kalecinin üstünden geçerek direğe çaptı ve filelerle buluştu. 3-2
90+2′de kaleci Volkan, Jan Koller’e yaptığı hareket sonrasında kırmızı kart gördü ve takımını 10 kişi bıraktı. 3 oyuncu hakkını kullanan milli takımda kaleye Tuncay geçti. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Türkiye 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’ndan çeyrek finale yükseldi. 

STAT:

Stade de Geneve
HAKEMLER: Peter Fröjdfeldt xx, Stefan Wittberg xx, Henrik Andren xx (İsveç)
TÜRKİYE: Volkan xx, Hamit Altıntop xxx, Servet xx, Emre Güngör xx (Emre Aşık dk. 63 xx), Hakan Balta xx, Mehmet Topal xx (Kazım dk. 57 xx), Mehmet Aurelio xx, Arda xxx, Tuncay xx, Nihat xxxx, Semih xx (Sabri dk. 46 xx)
TEKNİK DİREKTÖR: Fatih Terim
ÇEK CUMHURİYETİ: Cech x, Grygera xx, Ujfalusi xx, Rozehnal xx Jankulovski xx (Jarolim dk. 38 xx), Matejovsky xx, Galasek xx, Jan Polak xx, Plasil xx (Kadlec dk. 82 ?), Sionko xx (Vlcek dk. 84 ?), Jan Koller xx
TEKNİK DİREKTÖR: Karel Bruckner
KIRMIZI KART: Volkan (dk. 90+2)
GOLLER: Jan Koller (dk. 34), Sionko (dk. 62), Arda (dk. 75), Nihat (dk. 87 ve 90)
SARI KARTLAR: Mehmet Topal, Mehmet Aurelio, Arda, Emre Aşık (Türkiye), Galasek, Ujfalusi, Milan Baros (Çek Cumhuriyeti)
MAÇTAN NOTLAR

 

Avrupa Futbol Şampiyonası’nda grubundaki son ve kader maçına çıkan Türkiye’yi desteklemek üzere çok sayıda gurbetçi maça geldi.
Çevre kentler ve ülkelerden Cenevre’ye akın akın gelen gurbetçiler karaborsa da bile bilet bulmakta zorlanırken, karşılaşmada kale arkası biletlerin karaborsada 150 Avro’ya kadar alıcı bulduğu öğrenildi.
Stat önünde toplanan çok sayıda Türk ve Çek taraftarlar, ilginç kıyafetleri ve yaptıkları coşkulu gösteriler ile ilgi çekti.
Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı stat çevresinde polis, stada gelenleri sıkı bir aramadan geçirdikten sonra içeri aldı.
Karşılaşmaya basın mensuplarının da ilgisi oldukça yüksekti. Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçını toplam 264 foto muhabiri ve spor yazarı izledi.
A Milli Takım’ın çeyrek finale çıkması açısından mutlak yenmesi gereken karşılaşmayı Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Çalışma Bakanı Faruk Çelik ile eski bakanlardan Fikret Ünlü ve Demokrat Parti Eski Genel Başkanı Mehmet Ağar, Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ile birlikte tribünde izledi.
A Grubu’nda aynı puan ve averaja sahip Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasında oynanan karşılaşmanın normal süresi berabere bitmesi halinde, direkt penaltı atışlarına geçilecek. Penaltı atışları sonunda sahadan galip ayrılan takım çeyrek finalde, daha önce B Grubu birinciliğini garantileyen Hırvatistan’ın rakibi olacak.
Fatih Terim, milli takımın defansında Gökhan Zan ve Emre Aşık’ın sakatlığı nedeniyle Emre Güngör’e yer verdi.
Ay-yıldızlılar, şampiyonadaki 3. maçına klasik kırmızı-beyaz formasıyla çıkarken, karşılaşma öncesi taraftarlar futbolcuları tek tek tribüne çağırarak, sevgi gösterisinde bulundu.

 





BABALAR GÜNÜ

14 06 2008

Babalar Günü… Acaba Anneler Günü‘ne karşı bir gün olarak mı ortaya çıktı. Bir çok kişi belki de Babalar Günü’nün de bir tarihçesi olduğunu bilmiyor. Aslında Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Günü’nün de 91 yıllık bir geçmişi var. Ama bazı tarihçiler, Babalar Günü’nün Antik Roma’da bile kutlamasının yapıldığını belirtiyorlar.

Haziran ayının 3. Pazarı olarak kutlanan Babalar gününün tarihçesi için elimizde iki farklı kaynak var. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Günü’nün Batı Virginia’da ortaya çıktığını savunuyor. Bu araştırmacılar Batı Virginia’da yaşayan John Dowdy’nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediğini söylüyor.

Diğer araştırmacılar ise 1910 yılında Washington’daki John Bruce Dodd’un 6. Çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart’a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyorlar.

Küçük yaşta annesini kaybeden Dodd’u ve beş kardeşini, babaları William Jackson Smart büyütmüş. Babasının bir yandan çiftlikte çalışıp öte yandan altı çocuğa bakmasının zorluklarını farkeden Dodd, anneler günü kutlanırken babalar gününün olmayışını büyük bir haksızlık olarak nitelendirmiş. Hemen babasının doğum günü olan 5 Haziran‘ın babalar günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış. Ama bu çalışmalar bir sonraki yılın 19 Mayıs’ına kadar sürmüş.

Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910′da Washington’ın Spokane şehrinde kutlanmıştır. Bu tarihten sonra ABD’nin diğer eyaletlerine yayılmıştır. Ancak Babalar Günü resmi olarak 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge’in desteğiyle kutlandı. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazar gününün Babalar günü olarak kutlayacağını açıklayan bir bildiri yayınladı.

Katoliklerin Babalar Günü’ne getirdikleri yorum ise diğer araştırmacılardan çok farklı. Onlar bu kutlamayı dini açıdan ele alıp Peygamberleri Hazreti İsa’nın babası anısına, Mart ayının 19′unu St. Joseph Günü adı altında babalarına armağan ediyorlar. Ülkemizde 80′li yılların sonlarına doğru kabul gören Babalar Günü, bu yıl da Haziran ayının üçüncü pazarına denk gelen 15 Haziran’da kutlanıyor.

Yakınınızda ya da uzaklarda… Babanıza bugün sesinizi duyurun.

Tüm babaların ve baba adayların bu özel günü kutlu olsun…

 





TÜRKSAT 3A YENİ UYDUMUZ UZAY YOLUNDA

13 06 2008

 

 

 

Türkiye’nin yeni uydusu bu gece yola çıktı… 00:54′te fırlatılan TÜRKSAT 3A uydusunun özelliklei neler? İşte cevabı;

Türkiye’nin yeni uydusu 00:54′te fırlatıldı. Uydunun fırlatılması daha önce 2 kez ertelenmişti. 31 Mayıs’ta fırlatıcının yazılımında sorun çıkmıştı. Türk televizyonlarının yayınları Kanada’dan Çin’e kadar izlenebilecek…

Roketin ateşlenme işlemi bilgisayar ile yapılacak. Roket 25 Boeing uçağın itme gücüne eşit olan 1300 ton itme gücü ile yerden havalanacak. Roketin fırlatılmasından 2 dakika sonra tüketilen yakıt miktarı 500 tona ulaşacak.

Fırlatmadan 27 dakika sonra İngiliz Askeri uydusu SKYNET 5A, 31 dakika sonra ise TÜRKSAT 3A roketten ayrılacak. TÜRKSAT 3A uydusu 10 gün sürecek bir yolculuğun ardından “42 derece Doğu” yörüngesine yerleşecek ve uydunun kontrolü Gölbaşı Uydu Yer İstasyonu’na devredilecek. Buradan gönderilecek komutlarla uydu 15 gün daha performans testlerine tabi tutulacak.

UYDUNUN ÖZELLİKLERİ

- TÜRKSAT 3A, TÜRKSAT 1C’nin bütün trafiğini ve yükünü alacak. Farklı bir yörüngede, farklı bir şekilde işletilecek olan 1C uydusu televizyonların ilave data aktarımı taleplerinin yerine getirilmesinde kullanılacak.

- Haziran ayında hizmete girmesi planlanan TÜRKSAT 3A’nın uydu manevra ömrü 20 yıl. 2,8×2,3×1,8 metre boyutlarında olan uydunun kanat açıklığı ise 30 metre. TÜRKSAT 3A uydusunda diğer uydularda olmayan “yıldız izleme” özelliğinin bulunuyor. Diğer uydular güneşe ve dünyaya bakarak yerini hesaplarken, TÜRKSAT 3A uydusu ise yıldızları izleyerek yerini hesaplıyor.

- Üretimi için ilk resmi girişim 2005 yılı Nisan ayında başlatılan TÜRKSAT 3A, 200 milyon dolara mal oldu. Yeni uydunun tasarım, entegrasyon ve test aşamalarına paralel şekilde yürütülen teknoloji transferi ve eğitim projesinde 22 Türk mühendis de görev aldı. Böylece, bundan sonra TÜRKSAT için üretilecek uyduların Türk mühendislerce tasarlanabilmesi yolunda, ilk ve en önemli adım atılmış oldu.

- TÜRKSAT 3A, Avrupa, Türkiye’nin tamamı ve Asya’yı kapsama altına alacak. Uydu, Türkiye ile birlikte Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Çin’e kadar uzanan geniş bir kapsama alanında, televizyon yayıncılığı ile birlikte internet, ses ve data aktarımları için kullanılacak.

- Doğu ve Batı kapsama alanları arasında doğrudan anahtarlanabilme özelliğine sahip olan TÜRKSAT 3A, bu özelliği ile kapsama alanı içerisinde dünyanın herhangi bir bölgesinden verilen bir yayının, dünyanın başka bir bölgesine aktarımını gerçekleştirebilecek.

- TÜRKSAT 3A üzerinden VSAT uygulamalarında kurumsal müşteriler 50-60 santimetre gibi küçük çaplı antenlerle yayın alabilecek ve 1 watlık HPA’larla uplink yapabilecek. Bu özelliği ile TÜRKSAT 3A, VSAT kurulumlarında önemli oranda maliyet azalmasına imkan tanıyacak.

- TÜRKSAT 3A, 1296 megahertzlik pazarlanabilir kapasiteye sahip olacak. Bu kapasite, TÜRKSAT 1C uydusunun yaklaşık iki katı büyüklükte. TÜRKSAT 3A’nın, bu kapasitesi ile ortalama 200 yeni televizyon kanalı yayın yapabilecek.

- TÜRKSAT 3A’nın 42 derece Doğu lokasyonunda devreye girmesiyle mevcut televizyon, radyo ve VSAT aktarımları çok yüksek hız ve kalitede gerçekleştirilebilecek. Yüksek çözünürlüklü (HD) yayınların iletilmesi ile ilgili çok iyi bir altyapıya kavuşulmuş olacak. Çanak antenlerin çapının küçülmesine rağmen daha iyi bir yayın kalitesi standart dijital yayınlarda da elde edilebilecek.





İŞTE ATV ŞİFRESİ

8 06 2008

   

 

EURO 2008′in yayıncı kuruluşu atv, uluslararası lisans anlaşmaları nedeniyle maçları şifreli veriyor. Bu nedenle uydu anteni kullanan izleyiciler, atv’deki karşılaşmaları şifreli olarak izlemek zorunda kalıyor. İşte şifreyi çözmenin ve maçları izleyebilmenin yolları:

 

 

1. Uydu alıcısının BISS şifre çözebilme özelliğine sahip olması gerekiyor. Alıcının menüsünde ‘CAS’, ‘Key Girişi’, ‘CAS System’, ‘CAS Keys’ veya benzer bir isimle yer alan KEY Girişi menüsündeki şifreleme tiplerinden (Şifre Tipi, Cas Type vs.) BISS’i seçin.

2. Açılacak menüde yer alan talimatların uygulanmasının ardından aşağıdaki değerler girilmeli. Biss ID: 001FFF (eğer 6 haneli ise) Key Değeri: 1000000000000000 (eğer 12 haneli ise)

3. Şifre kaydedildikten sonra menüden çıkılmalı ve uydu alıcısı kapatıp açılmalıdır.